| |
Değerli Edeköy’lüler,
Bir siteniz olduğunu Em.Alb.Aydın GÜRÇAY’dan öğrenmiş bulunuyorum. Kendisi ile yaptığım telefon görüşmesinde ; Beraber görev yaptığımız değerli ağabeyim Em.P.Kd.Alb.Bahattin KIROĞLU’nun da bu sitede bazı hatıralarını anlattığını,köy halkının beni çok sevdiğini,benim için de bazı hatıralarımı anlatma-mamdan çok memnun olacaklarını söyleyince,ben de bundan çok mutlu olacağımı söyledim.
O andan itibaren ; acaba hangi hatıramı anlatayım diye düşünmeye başladım. Çünkü EDEKÖY’de Üsteğmen rütbesiyle 24 yaşında , köyden ovaya nehre giden yolun sette ile kesiştiği yerin hemen yanında bugün olmayan küçük koruluğun içinde ince bir 12’li dediğimiz çadırın içinde geçirdiğim mesleğimle ilgili ilk gerçek yaşamı unutmam mümkün mü? Acısı ile, tatlısı ile, zorluklarla geçen ve tam 18 kilo verdiğim uykusuz günler hiç unutulur mu?
Sizlere 1974’de geçen iki ,1999 yılında geçen de bir anımı paylaşmak istiyorum.
Biz Bölgeye 1974 Temmuz Ayından en az 1,5-2 Ay önce intikal etmiş ve bölgede en uzun süre kalan kişilerdik.İlk tanıştığımız kişi Rahmetli Kahveci PALA ve Tamirci Kemal Aga olduğundan anılarımı da onlarla ilgili olanlardan seçtim.Kendileri sanki Bölüğümün bir personeli gibi gece gündüz demeden bana yardımcı olmuşlardır.Burada bir kez daha minnetle anıyorum.
MERİÇ Nehri ile SETTE Arasındaki Bölgeye sivillerin girişi izne tabi olduğu günlerde; o zamanlar 9 Yaşında olan Şenol PALA, belinde SAMSUN Sigara Paketi olduğu halde, hergün sabahın erken saatlerinde çadırıma gelir,çadır direğine sanki kapı çalıyormuş gibi vurur ve bana “ İKİ ÖKÜZ,BİR İNEK BİR DE BEN GÖRÜŞÜNÜZE HAZIRIZ KOMUTANIM ! " Diye tekmil vererek hayvanları otlatmak için izin isterdi.Bu benim çok hoşuma gider,bende izin verirdim.
Rahmetli Köy Muhtarımız Barış Harekatı’nın başladığı 20 TEMMUZ’dan sonraki ilk günlerde Köy Halkı ile başlattığı bir olay vardı.Bahattin Albayımında bir nebze bahsettiği bu olaya ben de bir nebze değinerek başka bir olayı anlatmak istiyorum.
Köy Halkı her gün üç adet koyun keserek bu etlerin Tabur Kazanına atarak tüm erlerin et yemesini arzulamışlardı.Bunu duyan Alay Komutanımız Kenan GÜVEN
Tabura gelmiş,Muhtarın da yanında bulunduğu bir sırada Tabur Komutanımız P.YB.Vedat PİROĞLU’na erlere yemekte yeteri kadar et verildiğini,buna gerek olmadığını belirtince ;Muhtarımız “ Komutanım ,siz bu konuda bize emir veremezsiniz,biz köy halkı olarak bunu sıraya koyduk bu sıra bitmeden biz bu işe son vermeyiz “dediğini çok iyi hatırlıyorum.
Karpuz deyince benim aklıma EDEKÖY’de o günlerde yediğim karpuzlar gelir.Maalesef ben bir daha o lezzette ve kırmızılıkta bir karpuzu bir daha ne gördüm, ne de yedim.
Tüm ovanın Karpuz Tarlası ve Askerlerle dolu olduğu günlerde askerlerin tarlalara zarar vermemesi için bir konuşma yapmıştım.Bu konuşmada erlerime geldikleri yerde tarlalarının olup olmadığını ,orada da askerlerin olup olmadığını sormuş,o askerlerin tarlalarına zarar vermelerini istermisiniz diyince hep bir ağızdan HAYIR! Diye cevap almıştım.Bunun üzerine buradaki insanların da tarlalarına zarar vermenizi istemeyeceğini,belirterek erlerimi uyarmıştım.Aradan ne kadar geçti hatırlamıyorum bir gün korulukta çalışırken yanımıza içi karpuz dolu bir traktörle bu gün kim olduğunu hatırlayamadığım biri geldi.Bana karpuz bırakacağını söyledi bende oraya bırak dedim ve işimle meşgul oldum.Bir süre sonra bize bir iki karpuz bırakacağını düşündüğüm kişi, bir traktör dolusu karpuzu boşaltmıştı.Kendisine bu kadar karpuzu ben ne yapacağım dediğimde
“ Bu sizin Bölüğün göz hakkı, ben bunları Bölüğe dağıtırsınız diye getirdim ” cevap vermiştir.Bu olayı hiç unutmadım ve her yerde bunu anlatmaktayım.
Gelelim 1999 Yılının Ağustos sonlarına BİNGÖL İç Güvenlik Tugay Komutanlığı ’ ndan BABAESKİ’ye atanmış,bir görev nedeniyle EDEKÖY’e yanımda birkaç subayla birlikte gittim.Kahvede beni tanıyan kimse yoktu.Tam çaylarımızı içiyorduk ki,bizim küçük Şenol PALA koşa koşa kahveye gelerek “ SEN ÜSTEĞMEN VEDAT ŞAKİR KORULAR’SIN TELEVİZYONDA DUYDUM SEN PAŞA OLMUŞSUN!”deyince birbirimize sarıldık.Kendisine Kemal Aga’yı sorduğumda birazdan gelir deyince bir çay daha içmiştik ki Kemal Aga elinde bastonuyla kahveye geldi ve bize “ HOŞ GELDİNİZ! ” deyince ,bende “ HOŞ BULDUK,SEN YOKSA KEMAL AGA MISIN ? ” deyince , “ NE VAR TANIMADIM MI.SEN DE ÜSTEĞMEN VEDAT DEĞİLMİSİN ! ” dedi o anda ipler koptu.Aradan 25 Sene geçmiş ve bu arada birbirimizi hiç görmediğimiz halde birbirimizi tanımış ve sarılarak duygulu anlar yaşadık.
Bu güne kadar çok yer gezmiş ve görmüş biri olarak EDEKÖY veya KADIDONDURMA Köyünün bende ve eşimde ayrı bir yeri vardır.Tüm Köy Halkına en derin sevgi ve saygılar sunarım.Görüşmek dileği ile.
Vedat Şakir KORULAR
Em.Tuğgeneral
|
|