ANASAYFA
EDEKÖY TARİHİ
SOSYAL HAYAT
EDEKÖY KARELER
ATATÜRK
ANILAR
YAZIN
HABERLER
DÜNDEN
MERİÇ
KÜLTÜR
  İDARİ
  SOFULU
  KOMŞU KÖYLER
  VİDEO
  LİNK
  KÖY HAKKINDA
     
 

 1940 YILI EDEKÖY SEL FELAKETİ
            Edeköy, sel felaketinin yaşanmasından önce Meriç Nehrinin çok yakınında
bugün nehirden su çekilen pompa binasının hemen arkasında  ‘Ölü saha’ adı
verilen bölgede kurulmuş bir köydü. Köylüler çevresindeki köylerde yaşayan
insanlar gibi geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktaydı.
       1940 yılında 18 yaşında olup, Edeköye en yakın köy olan Umurca’da ikamet etmekte idim. Halen köyümde yaşamımı sürdürmekteyim. Edeköy’ün yıkılarak
yerinin değişmesine neden olan sel felaketini hatırlıyorum. Bu felaket sırasında
ve sonrasında yaşananları şu şekilde özetleyebilirim.
                                MERİÇ NEHRİ TAŞIYOR
         Hatırladığım kadarı ile 1940 yılı kış mevsimi çok soğuk ve yağışlı geçmişti.      
Yağan karlar toprak üzerinde kalın bir örtü oluşturmuştu. Bir yandan yağışların
devam etmesi, öte yandan  karların erimesi sonucu, Meriç nehrinin su seviyesi
iyice artmış ve yatak dışına taşmıştı. Sular Umurca ve Doğanca köyleri boyunca Meriç ilçesine doğru yayılmıştı. Yükseklerden baktığımızda ovaların su ile kaplı hali,  tam anlamı ile denizi andırıyordu. Ovanın içindeki dut ağaçları su altında
kalmıştı.Sadece yüksek boylu ağaçları görebiliyorduk.
        Bu sel baskını sırasında Edeköyün tamamen  su altında kaldığını öğrendik.
Edeköy’de yaşayanlar köyün yükseklerine kaçarak hayatlarını kurtarmışlardı. O
zamanlar ovalarımız bugünkü gibi düz değildi. Selden sonra hava çok soğuk
olduğu için su dondu. Hatta buzun kalınlığı nerede ise bir karış olmuştu. Bizler
komşu köyler olarak yardıma koştuk. Köyde kalan eşyalar ilk önce kayıklarla
taşındı. Daha sonra buz tutunca,  köyde selden kurtulan eşyalar hayvanların
çektiği arabalara yüklenerek buzun üzerinden taşındı.  Selden kalan eşyalarını
buz üzerinde taşıyan ilk kişi Musa Tarı olmuştu.  Öküz arabasına doldurduğu    eşyalarını kalın buz tabakası üzerinden taşımayı başarmıştı.  Hayvanların
çektiği eşya yüklü arabalar, buzun kalınlığı hakkında fikir vermektedir sanırım.
        Rahmetli Şükrü Ağanın eşi Vasfiye hanımı, çocukları İlhami ve Semiha’yı  
öküz arabası ile Edeköyden  çıkardım. O zamanlar İlhami 4 yaşında, kardeşi     Semiha ise kundaktaydı.O tarihte Mustafa Elbert ve ağbeyi Şükrü Ağa askerde
idi .Mustafa normal zamanda askere gitmiş, ağbeyi Şükrü Ağa ise askerliğini
yapmış olmasına rağmen, ihtiyat askerliği nedeni ile tekrar askere alınmıştı.
           Sel felaketi sırasında köyde sadece kadınlar,çocuklar ve yaşlılar vardı.
İkinci Dünya Savaşının devam etmesi nedeni ile,o yıllarda askere gidenler dört
yıl askerlik yapıyorlardı. Ben de 4 yıl askerlik yaptım. Ayrıca ihtiyat askerliği nedeni ile yaşı, hatırladığım kadarı ile 49 un altında olanlar da askere alınmıştı.
Bu gün askerlik süresinin uzunluğundan şikayet edenler, bizim dönemimizi ve
Çanakkale Savaşlarında asker olanların durumunu çok iyi öğrenmelidirler.
                              BİR ASKERİMİZ BOĞULUYOR
          Meriç Nehrinin taşması ve Edeköyü yıkması sırasında köyden can kaybı olmaması teselli kaynağı olmuştur.Ancak köydeki karakolda görevli askerler
o kadar şanslı değildir. Bir kayığa binen askerler sel felaketzedelerine yardım ederler. Kayık su içersinde bulunan büyük bir kütüğe hızla çarpar ve devrilir.
İçindeki askerler hızla akan suya düşerler.Su içersinde sürüklenirken, nehrin
getirdiği ağaç dallarına tutunarak canlarını kurtarırlar.  Askerlerden biri, tüm
çabasına rağmen bir ağaç dalına tutunamaz ve boğulur. Suyun çekilmesinden sonra o askerciğin cesedi bulunur. Askerin cesedinin bulunduğu anda, ben de oradaydım.Askerin boğulması Edeköyde ve çevrede çok büyük bir üzüntüye neden olmuştur.
                            EDEKÖY OVASI ALTIN YUVASI
          Edeköy ovası verimli toprakları ile tanınan bir köydür.Her çeşit tarım faaliyetine son derece elverişlidir.Bu nedenle mani ve türkülere’’ Edeköy
ovası altın yuvası’’sözleri ile konu olmuştur. Meriç nehri taşkınları sonucu
gelen sular ovada mil bırakarak toprağın daha da verimli olmasına neden
olur. Ancak setin patladığı ve suyun ovaya ilk girdiği yerde ise, kalın bir kum
örtüsü oluşturması, toprağın veriminin düşmesine yol açmıştır. Yıkılan setin tamiri ve gelen kumların taşınması oldukça masraflı bir iştir. Bugün var olan
setler, bu zararları önlemek için 1964 yılından itibaren yapılmıştır.
                                      GÖÇ BAŞLIYOR
      Meriç nehrinin taşması sonucu, Edeköyde sular altında kalan evler olduğu yere çöktü.Köylülerin kurtarabildikleri eşyalarını öküz arabaları ile taşıdıklarını belirtmiştim. Zaten o zamanlar evlerde maddi anlamda değerli eşya da pek yoktu. Selden sonra köylüler kalacak yer sorunu ile karşı karşıya kaldılar.Devlet
tarafından Ergene’nin ötesinde sarımsaklı çitliğinin önerildiğini duymuştum.
ne derece doğru olduğunu bilemiyorum.
        Sel felaketini yaşayan Edeköy halkı civardaki köylere geçici olarak göç etti.
Özellikle göç edilen köyler Umurca,Nasuhbey ve Alibey köyleri idi.Hatta bazıları
Bursa ve Karabiga taraflarına yerleşmişler. Civar köylere yerleşenler gittikleri bu köylerde en az bir yıl süre ile geçici olarak kaldılar.
           Bizim köyde, yani Umurcada kalan Edeköylüler hatırladığım kadarı ile şu
aileler idi. Şükrü ve Yörük Ağalar Muratlarda, Kör Osmanlar Zeynellerin evinde,    
Gürgenciler Süleyman Dağlılarda, Koca Osmanlar Kara Ahmetlerde, Yanıkömer
Mehmet Ağalarda, Kalyoncular Maacır Ahmetlerde,Pelvan Hasanlar ise Umurca köy muhtarlığı evinde kaldılar.
           Abdullah Pehlivanlar Alibey köyde, Gencağalar ise Nasuhbey köyünde kalarak kışı geçirdiler. Daha uzak yerlere, kalıcı olarak gidenleri ise tam olarak hatırlayamıyorum.
                           YENİ KÖY YERİ BELİRLENİYOR
            1940 yılındaki sel felaketi sırasında, bugünkü Kadıdondurma köyünün
içinden geçen derenin, Umurca köyü tarafında kalan kısmı, nerede ise tamamen boştu. Dere derken muhtarlık binasının yanından geçen dereyi kastediyorum.
Bu boş arazi çalılar ile doluydu. Edeköy’ün sel nedeni ile yıkılmasından sonra bu boş arazi, yeni yerleşim yeri olarak belirlendi. Herkes o zamanki imkanlar
dahilinde, seçmiş olduğu yere evini yapmaya başladı.Ev yapımı sırasında çoluk
çocuk çalıştılar. Hatırladığım kadarı ile,ilk evini yapanlar; İbişler,Şükrü Ağalar,
Kallenciler, Recep Aliler ve Pelvanlar idi.
                                     KÖYÜN YENİ ADI
            Köyün yeni yerine evler yapılırken,derenin öbür tarafında, yani Subaşı
tarafında, eskiden beri var olan Kadıköy isimli köyü belirtmeliyim.Bu köy tepe
üzerine kurulduğu için, selden hiç zarar görmedi.  Edeköy’den sel nedeni ile   
taşınanların yapmış olduğu evlerle köy, kuzey- güney istikametinde büyüdü.
Daha sonra da kendiliğinden iki köy birleşmiş oldu.
            Köyün isminin nasıl belirlendiğini tam olarak bilmediğim için, burada  tahminimi söylüyorum. Edeköyün yaşadığı sel felaketini,  tüm ovanın buz
tutmasını ve dondurucu soğuğu hatırlatması bakımından, köyün yeni ismi
Mülki idarece Kadıdondurma olarak değiştirilmiş olabilir. Tabii bu tahminim.
               Edeköy ile ilgili hatırlayabildiklerim bunlar…   Edeköy ovasındaki tarlalarda çok  çalışmış biri olarak, tüm köy halkını selamlıyorum.
                                                      08-02-2008   Süleyman Meriç (Murat Süleyman)

 
     
   
     
 
 
 
 
 
 
Car Accident Lawyer
Car Accident Lawyer Counter