Oradan ayrılarak ,kilise,cami,kilise,müze evet kullanım sırası tamamen böyle olan Ragata'yı ziyaret ettim.Bizans döneminde inşa edilmiş olan yapının giderek daralan silindir mimarisi var.
Selanik’te kalan en önemli Türk eserlerinden biri de Beyaz Kule.Rumlar onu “Lefkopirgo” diye isimlendiriyorlar.Ragata’dan Beyaz Kule’ye indim.
Selanik bir AB şehrinden uzaktı. Özellikle Dedeağaç ve İskeçe’de gördüğüm apartman altı benzin istasyonlarını burada da gördüm. Güvenlik gibi kaygıları olmasa gerek :)
Drama: Drama’ya gitme fikri sonradan oluştu aslında planlarımda Atina vardı. Yoğun geçen gezi gündemi Atina’yı göze almama en büyük engeldi. Atatürk evinde tanıştığım arkadaşlar Akropolis’te tadilat olduğunu heryerin karmakarışık ve çekilmez olduğunu söylediklerinde Atina’yı iptal etme kararımı kesinleştirdim. Sanırım bana da bahane gerekti:)
Drama gezisi hem çok güzeldi hemde ulaşım açısından AB yıldızlarına yıldız katıyordu :))
Eğer tanımadığınız bir coğrafyada iseniz ve makyajdan öte gerçeği merak ediyorsanız kesinlikle tren yolculuğunu tercih etmelisiniz. Tren güzergahı ile otoyol güzergahının farklı olması ve trenlerin köylerden tarlalıklardan geçmesi, gezilen coğrafya hakkında daha sağlam bilgi edinmenize imkan verir. Ama bu işi Yunanistan’da yapacaksanız 7-8 defa düşünün derim.
AB üyesi ya bende etikete bakarak treni tercih ettim.
Selanik tren istasyonuna gidince komedi başladı. Gayet rahat bilet gişesine gittim ve Drama için bir bilet istedim. Kadın ısrarla “bus,bus” diyor anlam veremedim. Selanikte iki tane tren istasyonu mu var yoksa buradan Drama tarafına tren yok mu dedim ama nafile o hala “bus,bus” diyor. Information office’e gittim durumu anlattım bilgi istedim. Ordaki bayan da bozuk Almancası ile “neden bileti almadın” dedi. Sanki bilet satan var da ben almadım! Yapılacak şey tekrar bilet satış yerine dönmek ve başka bir görevliden bilet istemek. Neyse bileti aldım bu kadın olayı biraz ifade edebildi. “Thessaloniki,bus.Bus stop kilkis. Kilkis train Drama” Fabrika servisi kalitesindeki otobüsle, Kilkis civarına kadar gittik daha sonra tren ile Drama’ya ulaştım.
Drama sessiz sakin gayet temiz bir kent. Benim için Kavala’dan daha çekici geldi. Mütevazi insanları ile huzur dolu bir liman gibiydi. Ama her mahallenin delisi olur da Drama’nın olmaz mı :))
Gece parkta heykellerin fotolarını çekiyor yazıtları okumaya çabalıyordum. Tutuklu çocuklar tasvir eden heykelin önüne geldiğimde Yunanca “Psimi pedia Elefteria” yazıyordu. Psimi kelimesini bilmediğim için bir mana çıkartamadım etraftaki 13-14 yaşındaki çocuklara sordum. Derken babaları yanımıza geldi ve bu çocukların 17 Kasım 1973’te Dramayı basan Türk askerleri tarafından katledildiğini söyledi. Gülesim geldi ama adamı biraz konuşturmak için ciddi ciddi üzülmüş gibi yaptım.Türkiye’ye gidip gitmediğini onlar hakkında ne düşündüğünü sorduğumda hakaretler ardı ardıya geldi. Bu arkadaş bu küfürleri ederken beni Hırvat ve adımın Sacha olduğunu sanıyordu. Yoksa bu denli saçmalaması mümkün olmazdı.
Deliyi orda bıraktıktan sonra biraz daha gezdim bir şeyler yedikten sonra Sabah Gümülcine’de olmak için dinlenmeye çekildim.
Gümülcine’de birkaç dostla görüştükten sonra Türkiye’ye dönme kararı verdim.
Yunanistan gezisi bende bir çok fikrin değişmesine sebep oldu. Yunan halkının Türkler konusunda olumsuz fikirlere sahip olduğunu biliyordum ama bu gerçeğin bu kadar derin olduğunu tahmin etmemiştim.
Konuk olduğum yerlerde dahi Türk Öğretmen olduğumu öğrendiklerinde bir daha benimle konuşmadılar. Gümülcine’de Metro otobüsünün yazıhanesinin ne zaman açılacağını sorduğum Yunan kahvesinde kimse yanıt vermedi.
Yunan arkadaşlarımın dahi, Yunan Devletinin azınlık politikasını gözümün içine baka baka, yalan ata ata savunmasına şahit oldum.Batıtrakya Türklerini Müslüman Yunan olarak tanıtıyorlar ama gerçeği hepimiz biliyorduk.
Yunanistan’a giderseniz ki tavsiye ederim, kendi arabanızla gidin, tsipuro için ve bağnaz yunanlıları asla dikkate almadan tatilin tadını çıkarın... |